Skip to content
Doğukan E. Türköz
Go back

Nesin Matematik Köyü Nasıl Bir Yer?

Bu yazıyı, Nesin Matematik Köyü’ne (bundan sonra kısaca Köy diyeceğim) ilk defa gitmeyi düşünenler ve genel olarak Köy ortamını merak eden kişiler için yazıyorum. Benim gözümde Köy’ün hem çok değerli tarafları hem de ciddi şekilde geliştirilebilecek yanları var. Bu yazıda ikisinden de bahsetmeye çalışacağım.

Ben Köy’e üç farklı dönemde gittim: 2019’da lise programına, 2022 ve 2023’te ise lisans programlarına katıldım. Bunların yanı sıra her yaz Köy’ü ve Köy’deki arkadaşlarımı ziyaret etmeye de gayret ediyorum. Dolayısıyla bu yazı, dışarıdan yapılmış genel bir değerlendirmeden ziyade, benim kendi Köy deneyimlerimden süzülmüş kişisel bir yazı.

Doğukan’ın Nesin Matematik Köyü’nde yeşillikler içinde çekilmiş fotoğrafı.
Güzel bir fotoğraf uğruna traktörcü abinin sabrını sınarken.

Nesin Matematik Köyü Nedir?

Köy, İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı Şirince yakınlarında, Kayser Dağı mevkiinde yer alıyor. Şirince’ye yakın ama yine de ondan yeterince ayrı, daha sakin ve izole bir noktada konumlanıyor. Bu bence Köy deneyiminin önemli bir parçası. Hem şehirden kopmuş gibi hissediyorsunuz hem de boş zamanlarda Şirince’ye inip çıkmak mümkün oluyor.

Köy, 2007 yılında matematik çalışmaları için kuruldu. Daha sonraki yıllarda felsefe ve sanat etkinlikleri de sunmaya başladı. Bugün yalnızca ders yapılan bir yer değil; aynı zamanda insanların bir araya gelip düşündüğü, tartıştığı, öğrendiği ve ürettiği bir ortam.

Köy genel ziyaretçilere de belirli kurallar çerçevesinde açık olabiliyor. Ziyaret etmek isteyenlerin gitmeden önce Köy’ün güncel ziyaretçi bilgilendirmesine bakması iyi olur: Ziyaretçilere Kısa Bilgi.

Nesin Matematik Köyü çevresindeki zeytinlikler, tepeler ve ağaçlar.
Köy’ün çevresindeki tepeler.

Köy Ortamı Neden Özel?

Köy gerçekten huzurlu bir yer. Eğer doğayla iç içe olmayı seviyorsanız, şehirden uzaklaşıp birkaç gün veya hafta boyunca tamamen başka bir ritme girmek çok iyi gelebilir.

Köy’ün her yerinde kara tahtalar olması, arkadaşlarla doğanın içinde matematik tartışabilmek ve bir problemin başında saatlerce oyalanmak gerçekten çok keyifli. Bana zaman zaman stresi ve endişesi azaltılmış bir üniversite ortamı hissi veriyor. Hoca ve öğrenciler arasında daha doğal bir iletişim kurulabiliyor.

Açık havada duran kara tahtalarda çizilmiş grafikler ve matematiksel şekiller.
Graf teorisi dersimizden bir kesit. Konu: Xor-Magic Graphs.

Köy’de iki amfi bulunuyor: daha küçük olan Aziz Nesin Amfisi ve daha büyük olan Tosun Terzioğlu Amfisi. İkisi de matematik öğrenmek için gerçekten büyüleyici atmosferler. Özellikle açık havada, taşların ve ağaçların arasında bir derse oturmak, alıştığımız sınıf hissinden çok farklı bir deneyim yaratıyor.

Köy’de sık sık gerçekten çok yetenekli öğrencilerle karşılaşıyorsunuz. Etrafınızda bir şeyleri gerçekten merak eden, soru soran, düşünen ve tartışan insanların olması insanı ister istemez motive ediyor. Bazen insanın kendi seviyesini görmesi de faydalı oluyor. Hem ne kadar yol aldığınızı hem de daha öğrenecek ne kadar şey olduğunu aynı anda fark ediyorsunuz.

Sosyal Ortam

Köy’ün en güçlü yanlarından biri sosyal ortamı. Köy’de insanlar genelde yardımlaşmaya açık. Lisans programına gittiğimde kendi çadırımı kurmakta zorlanmıştım. Etrafımdaki beş kişi birden gelip hem tanışmış hem de yardımcı olmuştu. Çadır gece yine çöktü, o ayrı mesele ama bu küçük olay bile Köy’deki sosyal havayı iyi özetliyor.

Akşamları ders olmadığında arkadaşlarla Şirince’ye gidilebiliyor. Şirince’den de dolmuşla Selçuk’a inip çıkmak mümkün. Programlarda genelde haftada bir gün tatil de oluyor.

Selçuk’ta beyaz zürafa figürlü bir lambanın önünde gülen Doğukan.
Çoraplı Crocs’larımla Selçuk’un moda anlayışına meydan okurken.

Yine de şunu söylemek lazım: “ders dışı zaman” sanıldığı kadar bol değil. Günde 6-8 saat ders, yemekler, günlük işler ve biraz dinlenme derken gün zaten büyük ölçüde bitmiş oluyor. Bu yüzden Köy’e giderken geniş boş zamanlar, geziler veya rahat bir tatil temposu beklememek lazım.

Matematiği Sınav Dışına Çıkarması

Türkiye’de birçok öğrenci için matematik, uzun süre boyunca sınavla özdeşleşiyor. Test çözmek, formül ezberlemek, süreyle yarışmak, doğru cevabı bulmak… Bunların hepsi eğitim sistemimizin bir parçası. Ama matematik bundan ibaret değil.

Köy’ün en değerli taraflarından biri, matematiği bu sınav atmosferinden çıkarması. Burada amaç çoğu zaman “soruyu hızlı çözmek” değil, bir fikri gerçekten anlamak. Bir tanım neden böyle yapılmış? Bir teorem ne söylüyor? Bir ispatın hangi adımı asıl fikri taşıyor? Bunlar üzerine düşünmek için daha uygun bir ortam var.

Özellikle lisede matematiği yalnızca hesaplamalardan ibaret görmüş biri için bu çok büyük bir bakış değişikliği olabilir. Matematiğin aslında tanımlarla, teoremlerle ve ispatlarla yapılan, mantıklı düşüncelerin dikkatli bir şekilde arka arkaya dizildiği bir uğraş olduğunu fark etmek bile tek başına değerli.

Tosun Terzioğlu Amfisi’nde taş oturma sıraları, sandalyeler ve kara tahtalar.
Tosun Terzioğlu Amfisi’nin yenilenmiş hali. Benim ilk gittiğim zamanlarda burada daha eski usul sandalyeler ve minderler vardı.

Lise ve Lisans Programları

Ben lisans programlarından daha fazla keyif aldım. Bunun temel sebebi muhtemelen o programlarda matematiğe gerçekten ilgi duyan insanlarla daha fazla birlikte olmamdı.

Lise çağında aile yönlendirmesi daha baskın olabiliyor. Öğrenci kendi isteğiyle gelmemişse Köy’ün yoğun temposu çok hızlı şekilde bunaltıcı hale gelebiliyor.

Lisans programlarında ise insanlar genelde daha bilinçli geliyor. Neden orada olduklarını daha iyi biliyorlar. Bu da hem ders ortamını hem de sosyal ortamı daha verimli hale getirebiliyor.

Yine de burada çok kesin konuşmak istemem. Programların yapısı zamanla değişebilir. Benim gördüğüm kadarıyla programlar çoğu zaman lise ve lisans/lisansüstü gibi ayrımlara sahip oluyor ama en doğrusu güncel listeye bakmak. Programlara göz atmak isteyenler için Köy’ün güncel etkinlik sayfası burada: Nesin Köyleri Tüm Etkinlikler.

Lisans Programlarında Seviye Meselesi

Lisans seviyesindeki bazı programlar çok farklı sınıflardan ve çok farklı seviyelerden öğrencileri kabul ediyor. Bu, iyi niyetle yapılmış ve dersleri daha çok öğrenci için erişilebilir kılmayı hedefleyen bir uygulama olabilir. Fakat pratikte ciddi bir seviye problemi de yaratabiliyor.

Benim gözlemim şu oldu: Konuya pek hâkim olmayan öğrenciler genelde sessiz kalıyor. Hocalar da doğal olarak dersi daha aktif katılan ve konuya daha hâkim öğrencilerin seviyesinden anlatmaya devam ediyor. Bu durumda daha geride kalan öğrenciler programdan yeterince faydalanamayabiliyor.

Buna iki çözüm düşünülebilir. Birincisi, temposunun hızlı olacağı düşünülen programlara her seviyeden öğrenci kabul etmemek. İkincisi ise program sayfalarında daha net seviye açıklamaları, önerilen ön bilgiler veya “bu programa gelmeden önce şunları bilmeniz iyi olur” gibi kısa yönlendirmeler sunmak.

Köy’ün internet sayfasında hâlihazırda birçok program için bu tarz açıklamalar yapılıyor. Fakat bazı programlarda bu açıklamalar bir-iki cümleden ibaret kalabiliyor. Bu durumda iyi niyetli bir öğrenci, yanlış seviyedeki bir programa katıldığında hem zorlanıyor hem de Köy deneyiminden alabileceği verimi alamıyor.

Köy Kültürü ve Geri Bildirim Eksikliği

Köy’de katıldığım lisans programlarının hiçbirinde program sonunda sistemli bir geri bildirim alınmadı. Bence bu ciddi bir eksik.

Böyle yoğun ve farklı seviyelerden öğrenci alan programlarda, öğrencilerin ne kadar faydalandığını anlamak çok önemli. Hocalar çok iyi niyetli olabilir, program çok değerli olabilir ama geri bildirim alınmadığında aynı sorunlar tekrar tekrar yaşanacaktır.

Basit bir form bile çok şey değiştirebilir: Ders seviyesi uygun muydu? Ön koşullar yeterince açık mıydı? Tempo nasıldı? Öğrenciler soru sorabildi mi? Konaklama veya günlük düzenle ilgili sorunlar yaşandı mı?

Bunlar Köy’ün ruhunu bozacak şeyler değil. Tam tersine, Köy’ün daha iyi işlemesine yardımcı olabilir.

Köy kültüründen bahsederken Ali Nesin’in derslerini de ayrıca anmak gerekir. Ali Hoca’nın dersleri birçok kişi için Köy deneyiminin önemli parçalarından biri. Kendine has bir anlatım tarzı, enerjisi ve matematiğe yaklaşımı var. Birçok öğrenci için ilham verici olduğu çok açık.

Fakat burada küçük ama ilginç bir mesele de var. Ali Hoca’nın derse çıplak ayakla ve elinde sigarayla gelmesi, hatta bazen açık amfilerdeki derslerde sigarayı ders boyunca söndürmemesi gibi şeyler Köy kültürünün bir parçası gibi algılanabiliyor. Bunun sonucunda Köy’de Ali Nesin’i idolize edip çıplak ayakla gezen gençler görmek çok da şaşırtıcı olmuyor.

Bu noktada bence bir sorumluluk ikilemi ortaya çıkıyor. Bir yandan Köy’ün kendine özgü, rahat ve kalıpların dışında bir atmosferi var. Bu atmosferin fazla değişmesini istemem. Öte yandan, genç öğrencilerin karizmatik figürleri yalnızca fikirleriyle değil, davranışlarıyla da taklit etme eğiliminde olduğunu unutmamak gerekiyor.

Bunu yazının merkezine koymak istemem ama tamamen görmezden gelinmesi gereken bir detay olduğunu da düşünmüyorum. Köy gibi güçlü bir kültüre sahip yerlerde küçük görünen davranışlar bile zamanla sembolik anlamlar kazanabiliyor.

Nesin Matematik Köyü’nde saksının içinde dinlenen sarı beyaz bir kedi.
Saksı içinde dinlenmeyi tercih eden bir Köy sakini.

Yemekler ve Günlük İşler

Köy’de üç öğün yemek ve ara öğün olarak da öğleden sonra kek servisi yapılıyor. Yemekler genel olarak standart köy yemeği gibi. Yemek tükenmediği sürece de tekrar almanıza izin veriliyor.

Yemekhanede masada otururken gülümseyen Doğukan.
Yemek saati gelince ister istemez sırıtan ben.

Köy’de öğrenciler birçok işte görev alıyor. Yerleri vileda ile silmek, mutfakta bulaşık yıkamak, çöp temizliği, tuvalet temizliği gibi işler öğrencilere verilebiliyor. Genelde her gün görev grubunuza bir iş atanıyor.

Bunun güzel bir tarafı var: Köy’de yalnızca hizmet alan biri gibi değil, oranın işleyişine katkıda bulunan biri gibi hissediyorsunuz. Ortak yaşam kültürü açısından bu değerli. Ama bunun zorlayıcı bir tarafı da var. Herkesin temizlik anlayışı aynı olmuyor. Özellikle tuvalet gibi ortak alanlarda temizlik standardı değişkenlik gösterebiliyor.

Konaklama ve Fiziksel Koşullar

Özellikle yaz aylarında, benim gözlemime göre genelde liseliler koğuşlarda, lisans öğrencileri ise çadırlarda kalıyor. Ancak liselilere de çadırda kalma imkânı sunulabiliyor.

Ben Köy’e gitmeden önce hiç çadırda konaklamamıştım. Lisans programlarında çadırda kaldım ve açıkçası, özellikle 2019’daki lise programında yaklaşık 20 kişiyle bir koğuşta kalışıma kıyasla, çadır deneyiminden daha çok memnun kaldım.

Köy’ün kendi çadırları iki kişilik ve bence oldukça rahat. Yine de çadır hayatının bazı zorlukları var. Geceleri serin olabiliyor ama sabah yaklaşık 9’dan sonra güneşin etkisiyle çadırın içinde kalmak sıcak yüzünden neredeyse imkânsız hale geliyor. Nadiren de olsa yağmur, çadırda konaklamanın en büyük problemlerinden biri olabiliyor.

Ağaçların arasında kurulmuş renkli çadırlar ve Köy’ün kamp alanı.
Mor çadırımın gece üzerime çökeceğini henüz bilmediğim mutlu anlar.

Köydeki Spor İmkânları

Köy’de spor imkânları maalesef oldukça sınırlı. Günün büyük kısmı derslerle geçtiği için fiziksel aktiviteye zaman veya alan bulmak kolay olmayabiliyor. Benim gibi spor yapmaya alışık biriyseniz, bu tempo biraz dengesiz gelebilir.

Aslında Köy’ün bulunduğu konum gereği, bilinçli eğitmenler tarafından doğa yürüyüşleri, koşular veya trekking gibi aktiviteler düzenlenebilir. Bunun yanı sıra, Köy’ün görece ücra bir köşesine, çalışan insanları gürültüden rahatsız etmeyecek şekilde bir voleybol filesi çekmek gibi basit bir ekleme bile Köy’e hem sportif hem de sosyal açıdan katkı sağlayabilir.

Köy’de var olduğunu bildiğim olumlu spor imkânları, İstasyon’daki masa tenisi ve kamp alanının yanındaki barfiks demirleri. Onların bile biraz bakıma ihtiyacı olduğu açık.

Nesin Matematik Köyü’nde taş zeminde gölgede uzanan bir köpek.
Köy’de gölge bulma konusunda benden çok daha deneyimli bir arkadaş.

Gönüllülük Esası

Köy’de maaşlı çalışanların yanında gönüllüler de var. Bu kişilerin çoğu hemen hemen benim yaşlarımda olan ve her yaz tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak Köy’e gelen insanlar. Bu kişiler Köy’ün günlük işleyişine önemli katkıda bulunuyorlar. Yemek hazırlamaya ve yemek servisine yardım etmekten liselilere koğuş abiliği veya ablalığı yapmaya, Köy’ün günlük düzenindeki birçok işe destek olmaya kadar geniş bir sorumluluk alanları var.

Bunun yanı sıra Köy’e gelen akademik personel de gönüllülük esası doğrultusunda eğitim veriyor. Köy’ün internet sayfasında da belirtildiği üzere, “Köyde eğitim veren akademisyenler de gönüllü olarak çalışmaktadırlar. Yol paralarını bile kendi ceplerinden verirler.” Bu, Köy’ün ruhunu anlamak açısından önemli bir bilgi. İnsanların finansal çıkar uğruna değil, gerçekten öğretme ve paylaşma isteğiyle orada bulunması doğal olarak daha samimi bir eğitim anlayışına imkân tanıyor.

Daha fazla bilgi için Köy’ün kendi tanıtım sayfasına da bakılabilir: Nesin Köyleri Hakkımızda.

Köy’ün YouTube Kanalı

Köy’ün YouTube kanalı bence Türkiye’ye tamamen ücretsiz şekilde devasa bir hizmet sunuyor.

Türkiye’de bazı üniversitelerin açık ders girişimleri var; fakat MIT OpenCourseWare seviyesine yaklaşan, düzenli ve kapsamlı bir açık ders kültürü maalesef çok yaygın değil. Köy bu noktada, bir üniversite olmamasına rağmen, çok değerli bir boşluğu dolduruyor.

Köy’e hiç gitmeyecek biri bile YouTube kanalından çok şey öğrenebilir: Nesin Matematik Köyü YouTube kanalı. Hatta belki Köy’ün etkisinin önemli bir kısmı artık fiziksel mekânın dışına da taşmış durumda. Bu bence ayrıca takdir edilmesi gereken bir taraf.

Türkiye’de Böyle Bir Yerin Anlamı

Elbette eleştireceğiz. Bence eleştirmek, böyle yerlerin daha iyi olmasını istemenin bir parçası. Ama aynı zamanda şunu da söylemek gerekir: Türkiye’de çoğu zaman eğitim ya sınavlara ya da diplomalara indirgeniyor. Bu yüzden yalnızca merak, öğrenme ve düşünme etrafında kurulmuş alanlar bana çok kıymetli geliyor. Köy’ün korunması, geliştirilmesi ve benzer kurumların oluşması bence hepimizin yararına olur.


Share this post:

Get new posts

Subscribe by email or add the feed to your RSS reader.

Email

After subscribing, check your inbox or spam folder for the confirmation email.

RSS

Add a feed to any RSS reader.


Previous Post
My Chess Journey
Next Post
The Oat Bowl I Keep Coming Back To