İçeriğe geç
Geri dön
Blog

Blogumu Nasıl Kurdum? Blog Açmak İsteyenlere Birkaç Not

Bu yazıda

Bu blogu açtığımdan beri bana en sık sorulan sorulardan biri şu: “Siteyi nasıl yaptın?” Ardından da genelde “Ben de yapmak istesem ne kadar zor olur?” geliyor. Ben de artık bunları bir yazıda anlatayım dedim. Hem böylece elimde soranlara gönderebileceğim bir yazı olur.

Projeler ve stajlar sayesinde web geliştirme konusunda biraz deneyimim var ama bu benim için daha çok bir hobi gibi. Bu yazıda blogu nasıl kurduğumu, ne kadar para harcadığımı ve siz bir blog açmak isterseniz hangi yolları deneyebileceğinizi anlatacağım. Kodlama deneyiminiz olmasa da yazıyı takip edebilirsiniz.

Benim en önemli tavsiyem küçük başlamak. Önemsediğiniz bir konuda bir yazı yayımlayın, bu işi seviyor musunuz bir bakın. Daha baştan çok para harcamanıza ya da her ayrıntıyı planlamanıza gerek yok. Parçalar zamanla yerine oturur.

Bu blogu nasıl kurdum?

İşe AstroPaper adlı hazır bir blog şablonuyla başladım. Böylece elimde üzerinde çalışabileceğim bir tasarım vardı. Kendi yazılarımı ekledim, görünümünü zevkime göre değiştirdim. Zamanla fotoğraflara ve küçük etkileşimli uygulamalara da yer açtım.

Sitenin kodunda bazı değişiklikleri kendim yapıyorum, bazılarında ise yapay zekadan yardım alıyorum. Her değişiklikten sonra siteyi açıp nasıl çalıştığına bakıyorum. Blogu geliştirirken genelde böyle ilerliyorum: küçük bir değişiklik yap, dene, sonuca bak.

Yeni bir yazı eklemek, sitenin kendisinde değişiklik yapmaktan daha kolay. Yazıyı bilgisayarımdaki bir metin dosyasında hazırlıyorum. Astro adlı yazılım da bu metni blogun tasarımına uygun bir sayfaya dönüştürüyor. Yayımlamadan önce sayfanın nasıl göründüğünü kontrol ediyorum. Değişiklikleri internete gönderdiğimde, kurduğum yayın sistemi dosyaları kontrol edip siteyi otomatik olarak güncelliyor.

Siteyle uğraşmayı da sevdiğim için bu yöntem bana uyuyor. Ama asıl istediğiniz yazılarınızı paylaşabileceğiniz bir yer açmaksa, yazıyı doğrudan site üzerinden yazabildiğiniz ve kurulum işlerinin daha büyük kısmını sizin yerinize halleden seçenekler de var. Birazdan onlara da geleceğim.

Neden kendi blogunuz olsun ki?

Kısa cevap: özgürlük.

Yazılarımı, fotoğraflarımı, matematikle ilgili içerikleri, küçük etkileşimli uygulamaları ve aklıma gelen başka şeyleri tek bir yerde paylaşabilmek hoşuma gidiyor. Canım isterse yazı tipini değiştiriyorum, yeni bir kategori açıyorum ya da bir buton ekliyorum. Alan adı da bana ait olduğu için, siteyi başka bir hosting hizmetine taşısam bile adresim aynı kalıyor.

Tabii sosyal medyanın da avantajları var. İnsanlar ortak ilgi alanları etrafında bir araya gelebiliyor, paylaşım yapmak da kolay. Bir arkadaşım geçenlerde kedi fotoğraflarım için bir Instagram hesabı açmamı önerdi. Muhtemelen daha fazla kişiye ulaşırdım. Ama burada fotoğrafların görüntü kalitesine ve onları nasıl yerleştireceğime daha özgürce karar verebiliyorum. Bir de beğeni sayısını düşünmeden paylaşmak hoşuma gidiyor.

Bence ikisini birlikte kullanmak mantıklı: kendi sitemi merkezde tutup sosyal medyadan da faydalanmak.

Blog yazmak, fikirlerinizi geliştirmenize, bildiklerinizi paylaşmanıza ve benzer şeylerle ilgilenen insanlarla tanışmanıza yardımcı olabiliyor. Daha bu blogu açalı çok olmamasına rağmen, yazılar sayesinde arkadaşlarımla güzel sohbetler ettik. Yazarken ben de bazı fikirlerimi yeniden düşündüm, hatta sorguladım. Yine de önce kendinize “Ben neden blog açmak istiyorum?” diye sormakta fayda var. Bence sadece yazmayı ve bir şeyler paylaşmayı sevmek bile yeterli bir neden.

Blog açmak için hangi seçenekler var?

Kabaca dört yoldan söz edebiliriz:

Hosting dediğimiz şey, sitenizin internette erişilebilir olmasını sağlayan hizmet. Alan adı ise insanların siteye ulaşmak için kullandığı adres, bu site için dogukanturkoz.com mesela. Başlangıçta platformun size verdiği adresi kullanıp kendi alan adınızı daha sonra alabilirsiniz.

Nereden başlamalı?

Bence belirleyici olan, şimdiden kod yazmayı bilip bilmediğinizden çok, siteyle ne kadar uğraşmak istediğiniz. Size uygun gelen bir yolu seçip ilk yazınızı yayımlamayı hedefleyin:

Kodun nasıl çalıştığını öğrenmek veya kendiniz değişiklik yapmak isterseniz, MDN’nin başlangıç modülleri gerekli araçları ve temel teknolojileri sıfırdan anlatıyor.

Mobil görünüm önemli

Bu blogla uğraşırken fark ettiğim en önemli şeylerden biri, sitenin telefonda nasıl göründüğüne ne kadar dikkat etmek gerektiği oldu. Geliştirmeyi bilgisayarda yaptığım için masaüstü görünümüyle saatlerce uğraşıp telefondan bakmayı unutabiliyorum. Hatta artık mobil görünüme masaüstünden daha fazla önem vermek gerektiğini düşünüyorum.

Telefondan kontrol etmeyi en sona bırakmayın, yaptığınız değişikliklerden sonra da tekrar bakın. Bir yazıyı baştan sona okuyun, menüyü ve bağlantıları deneyin, fotoğrafları açın, varsa etkileşimli özellikleri kullanın. Yazı rahat okunuyor mu? Düğmelere dokunmak kolay mı? Ekrandan taşan bir şey var mı? Bilgisayarda her şey güzel görünse bile bunları telefonda da denemek gerekiyor.

Yapay zekadan yardım almak

Bu sitede yeni şeyler denerken yapay zekanın epey yardımı oldu. Şablonu kendim seçtim, kodun bir kısmını kendim yazıyorum. Bazı değişiklikleri de OpenAI’nin kodlama aracı Codex’e yaptırıyorum. Çoğu zaman Codex’in yazdığı her satırı okumak yerine siteyi açıp deneyerek kontrol ediyorum.

Ürettiği kod her zaman çok düzenli ya da okunaklı olmuyor. Bir şeyler ters gittiğinde kendi geliştirme deneyimim de işe yarıyor. Ama böyle küçük bir kişisel projede, ufak değişiklikler yapıp her seferinde sitenin çalıştığını kontrol ederek ilerlemek bana makul geliyor. Kodun her ayrıntısını öğrenmeden de bir şeyler denemeye başlayabilirsiniz.

Yapay zekadan yararlanmak için sıfırdan bir site kurmanız da gerekmiyor. Bakımına yardımcı olduğum başka bir WordPress sitesinde hem içerikle hem de görünümle ilgili sorunları Codex’le düzelttim ve sonuçtan çok memnunum. Teknik tarafını merak edenler için, Codex SSH üzerinden WP-CLI gibi araçlarla uzaktaki bir sunucuda da çalışabiliyor. Bunun için SSH erişiminizin olması ve WP-CLI’nin o sunucuda kurulu ve kullanılabilir olması gerekiyor.

Benim temel kuralım, her zaman geri dönebileceğim çalışan bir sürümün olması. Kodla uğraşıyorsanız Git, dosyalarınızın farklı sürümlerini kaydetmenizi sağlıyor. Kullandığınız yapay zeka aracından projede Git ile sürüm takibini başlatmasını isteyebilirsiniz. Denemeler için de ayrı bir dal (branch) kullanın. WordPress’te ise veritabanını ve dosyaları yedekleyin. Her seferinde tek bir değişiklik yapıp yayımlamadan önce sonucu kontrol edin.

Projede tuttuğum AGENTS.md dosyası da işimi kolaylaştırıyor. Bu, Codex’in işe başlamadan önce okuduğu bir talimat dosyası. İçine tercihlerimi, projede uyulmasını istediğim kuralları ve önceki hatalardan çıkardığımız dersleri yazıyorum. Böylece aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmam gerekmiyor.

Yalnız verdiğiniz izinlere bağlı olarak bu araçların dosyalarınızı okuyabildiğini ve değiştirebildiğini unutmayın. Sadece ihtiyaç duydukları izinleri verin. Özel anahtarları ya da başka gizli bilgileri yapay zekaya yazdığınız mesajlara yapıştırmayın. Gizli bir bilgiyi .env dosyasına koymak da tek başına koruma sağlamıyor. Dosyalarınıza erişebilen bir araç onu da okuyabilir. Codex kullanıyorsanız dosya ve ağ izinlerini gözden geçirin.

Bu blogun bana maliyeti ne?

Şu anki masraflarım şöyle:

Yani bu üç kalemin toplamı yıllık 22,99 dolar. Ücretli bir yapay zeka aracı kullanıyorsanız onun masrafını ayrıca düşünmeniz gerekiyor.

Planlar ve fiyatlar sürekli değiştiği için burada ayrıntılı bir karşılaştırmaya girmedim. Karar verirken güncel fiyatlara, özellikle de yenileme ücretine bakın.

Bu alanda başta ucuz görünen ama ücretlendirmesi epey kafa karıştıran çok fazla hizmet var. Başta cazip görünen fiyatlar, siz hizmete alıştıktan sonra yükseliyor. Otomatik başlayan premium denemeler yüzünden hangi özelliğin ücretsiz plana dahil olduğunu anlamak bile zorlaşabiliyor. Sonra daha ucuz bir plana geçmek için ayarları kurcalıyorsunuz ya da alıştığınız bir işleyişi baştan kurmanız gerekiyor. Siteyi, formları ve e-posta düzenini başka yere taşımak da o kadar uğraştırıcı gelebiliyor ki para ödeyip devam etmek daha kolay oluyor. Bir hizmete karar vermeden önce yenileme fiyatını, deneme bitince hangi özelliklerin kalacağını ve yazılarınızla abone listenizi dışa aktarıp aktaramayacağınızı kontrol edin.

Yazıları insanlara ulaştırmak

Başlangıç için sosyal medyada paylaşmak iyi bir yol. Ben de yazılarımı çoğunlukla bu şekilde duyuruyorum.

Yeni yazılardan haberdar olmak isteyenler, sitedeki formdan Kit’teki e-posta listeme kaydolabiliyor. Göndereceğim e-postayı kendim yazıp gönderiyorum. Kit’te buna “broadcast” deniyor. Yani blogda bir yazı yayımlayınca otomatik olarak e-posta gitmiyor. Kit’in ücretsiz planında broadcast gönderebiliyorsunuz, ama RSS üzerinden otomatik e-posta göndermek için ücretli bir plan gerekiyor. İsteyenler blogun RSS akışını bir RSS okuyucusuna ekleyip yeni yazıları oradan da takip edebilir.

Yazılarınızın arama sonuçlarında bulunmasını istiyorsanız SEO, yani arama motoru optimizasyonu da önemli. Başlangıçta faydalı yazılar yazmaya, sayfalara anlaşılır başlıklar koymaya, ara başlıkları ve bağlantı metinlerini açıklayıcı seçmeye ve her yazı için kısa bir açıklama hazırlamaya odaklanabilirsiniz.

Sitenize erişimi olan bir yapay zeka aracından bunları kontrol etmesini isteyebilirsiniz. Google’ın başlangıç rehberi, sayfalarınızı listeleyen site haritaları dahil bu konuları daha ayrıntılı anlatıyor. Google Search Console üzerinden sitenizin hangi aramalarda göründüğünü, ne sıklıkla listelendiğini ve sonuçların kaç kez tıklandığını görebiliyorsunuz. Bunlara dikkat etmek bulunmanızı kolaylaştırır ama üst sıralarda çıkacağınızın ya da okuyucu bulacağınızın garantisi değil.

Sitenizi kaç kişinin ziyaret ettiğini merak etmeye başladığınızda istatistiklere de bakabilirsiniz. Ben hangi sayfaların okunduğunu ve ziyaretçilerin nereden geldiğini görmek için GoatCounter kullanıyorum. Bu sayılara kesin gözüyle bakmamak lazım. Örneğin reklam engelleme yazılımları yüzünden bazı ziyaretler istatistiklere yansımayabiliyor.

Her şey bir yazı ile başlıyor

Başlamak istiyorsanız, bu yollardan size uygun gelen birini seçip kendinize küçük bir hedef koyun: önemsediğiniz bir konuda bir yazı yayımlamak. Tasarımı basit tutun, yazının telefonda rahat okunduğundan emin olun ve birkaç kişiyle paylaşın. Nelerden keyif aldığınızı gördükçe kullandığınız araçları değiştirebilir, siteye yeni şeyler ekleyebilirsiniz.


Yeni yazılardan haberdar olun

E-postayla abone olun veya RSS akışını okuyucunuza ekleyin.

E-posta

Abone olduktan sonra onay e-postası için gelen kutunuzu veya spam klasörünüzü kontrol edin.

RSS

Akışı herhangi bir RSS okuyucusuna ekleyin.